Başkan Barroso’nun Dördüncü BM En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı’nda Yaptığı Açılış Konuşması

 

 

Ekselansları Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı,

Ekselansları Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri,

Değerli Delegeler,

Hanımefendiler ve Beyefendiler,

 

Bugün Avrupa Günü. Sanıyorum, bugünü küresel dayanışma değerlerinin buluştuğu İstanbul şehrinde kutlamak da son derece isabetli. Bu önemli etkinlikte Avrupa Birliği adına söz almaktan dolayı büyük memnuniyet duyuyorum. Dördüncü Birleşmiş Milletler En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ) Konferansı’nda tüm dünya, küresel toplumun en yoksul üyelerinde kalkınmayı hızlandırmak ve yoksulluğu bertaraf edebilmek amacıyla yapılması gerekenleri görüşmek üzere bir araya geliyor.

 

48 En Az Gelişmiş Ülkenin toplam nüfusu 880 milyonu aşıyor. Bu nüfusun yarısından fazlası günde bir Avro’dan daha az bir gelirle, aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. Yeterli gıda, sağlık hizmetleri ve eğitimden yoksun yaşayan bu insanlar günlük hayatla mücadelede inanılmaz zorluklarla karşılaşıyor. Söz konusu ülkelerin ekonomileri de büyük güçlüklerle karşı karşıya. BM Genel Sekreterinin de ifade ettiği üzere: “EAGÜler devam eden kalkınma krizinin tam merkezindeler”. Bu konferans EAGÜler ve bu ülke halklarının kabul edilemez durumlarını değiştirme konusundaki kararlılığımızın bir göstergesidir.

 

Avrupa Topluluğu kurulduğu günden beri kendini gelişmekte olan ülkelere yardıma adamıştır. Bugün, bu kararlılığımız aynen devam etmektedir. Tüm yardımların yarısından fazlasını sağlayan Avrupa Birliği dünyanın en büyük donörüdür. Geçtiğimiz yıl, AB ve Üye Devletleri tarafından dağıtılan yardımlar toplam 53.8 milyar €’ya ulaşarak 2009 rakamını yaklaşık 4.5 milyar € aşmış ve Avrupa Birliği tarafından bugüne kadar yapılan en yüksek resmi kalkınma yardımını oluşturmuştur.

 

Avrupa Birliği, Milenyum Kalkınma Hedeflerine (MKH) ulaşılmasını ve yoksulluğun bertaraf edilmesini amaçlayan küresel ortaklığa gönülden bağlı bir üyedir. İddialı küresel kalkınma hedeflerimize ulaşabilmek için karşılıklı sorumluluk içerisinde güçlü ve kapsayıcı bir küresel ortaklığa ihtiyaç duyduğumuza yürekten inanıyoruz. Bu paktta yer alan ortaklar aynı hedefleri paylaşmakla birlikte farklı rollere sahip olmalıdır. Bu durum özellikle iklim değişikliği, gıda güvenliği, barış ve güvenlik sorunları ve yakın dönemde meydana gelen ekonomik ve mali kriz dahil modern dünyanın önümüze koyduğu pek çok küresel zorluk göz önüne alındığında daha da önem kazanmaktadır. Bu zorluklar her ne kadar hepimizi etkilese de, asıl en yoksul ve incinebilir ülkeleri vurmaktadır. İşte bu sebepten dolayı kalkınma zorluklarının üstesinden gelebilmek için küresel eyleme ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Göğüsledikleri zorlu mücadeleye rağmen, bazı EAGÜler son on yılda iyi düzeyde ekonomik büyüme ve kalkınma kaydetmişlerdir. Ancak, ilerleme genel olarak eşit dağılmadığı için daha yapılacak çok şey bulunmaktadır. Bu durum özellikle MKH’nin geriden geldiği Sahra-Altı Afrika bölgesinde ve çatışma-sonrası kırılgan durumdaki ülkelerde geçerlidir.

 

Kalkınmalarından öncelikle kendileri mesul olan EAGÜler bu süreci sahiplenmişlerdir. EAGÜlerin gerekli politika değişikliklerini uygulama konusundaki siyasi iradeleri, onların yüksek büyüme oranlarını tutturmak ve EAGÜ statüsünden çıkışlarını hızlandırmak için üzerlerine düşeni yapmaya kararlı olduklarının güçlü ve mühim bir göstergesidir.

 

Avrupa Birliği’ne göre, başlıca Birleşmiş Milletler konferanslarıyla özellikle Eylül 2010’da gerçekleştirilen MKH Zirvesinin temel başarılarını ileriye götürmeyi amaçlayan İstanbul konferansı, sonuçları itibariyle üç ana hususu ele almalıdır. Bunlar;

  • EAGÜlerin incinebilirlikleri ve kırılganlıklarıyla mücadele edilmesi ve şoka dayanıklılıklarının daha da arttırılması;

  • EAGÜlerin sürdürülebilir kalkınması için elverişli ortamın yaratılması; ve

  • EAGÜler için kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın yaygınlaştırılması.

 

Avrupa Birliği EAGÜlerde ilerleme ile insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, demokrasi, iyi yönetişim, barış ve güvenlik arasındaki bağımlılık ilişkisinin altını çizmek ister.

 

İncinebilirliklerini azaltmak için EAGÜlerin sürdürülebilir kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve eşitliğe dayalı uzun-vadeli ve kapsayıcı büyümeyi ele almaları gerekmektedir. Bu büyüme –başka önceliklerin yanı sıra- düzgün istihdam imkanlarını ve etkili sosyal koruma sistemlerini yaygınlaştırmalı ayrıca eşitliksizlikleri azaltmalıdır.

 

Bu çerçevede özel sektöre de önemli bir görev düşmektedir. Özel sektör refah ve istihdamı arttırmak suretiyle insanların hayatında büyük bir etki yaratabilir. Ticaret potansiyeli, büyüme ve istihdamın motoru olarak büyük bir öneme sahiptir. Ticarete yönelik teknik destek dahil, ticaret politikası ve kalkınma yardımı aynı istikamette yol almalı ve sinerjilerden faydalanmalıdır.

 

Uluslararası camianın EAGÜlere yardım çabalarını her daim destekleyen Avrupa Birliği bu ülkelerin en büyük donörüdür. AB son on yılda EAGÜlere verdiği yardımı neredeyse üçe katlayarak 2010’da yıllık 15 milyar Avro’ya ulaşmıştır. Bu rakam Birliğin gayri safi milli gelirinin %0.13’üne tekabül etmektedir.

 

Bununla birlikte, EAGÜleri yoksulluktan kurtarma çabalarında kilit rol oynamaya devam etmesi gereken yardımlar, bu hedefe ulaşılmasında tek koşul değildirler. EAGÜlerde sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için elverişli koşulları ve ortamı yaratmalıyız. Ayrıca sağlanan yardımın sadece miktarı değil niteliği de büyük önem taşımaktadır. Tüm politikaların etkili yardım ve kalkınma gündemi ile uyumlu olmasını sağlamalıyız.

 

AB bu kapsamda da taahhütlerini yerine getirmektedir. Bundan 10 yıl önce Brüksel'de düzenlenen III. BM EAGÜ Konferansı'nda AB, bu ülkelerin AB’ye olan ihracatında gümrük ve kota uygulamamayı taahhüt etti. "Silah Dışında Herşey' girişimimiz ışığında bu taahhüdümüzü yerine getirdik. Ocak ayında menşei kurallarını gözden geçirerek bunları basitleştirdik ve daha 'kalkınma-dostu' hale getirdik. Gerçekten de EAGÜ'den yapılan gümrüksüz ve kotasız ithalat, bu ülkelerde yoksullukla mücadelede kullanılan en somut ve en etkili tedbirlerden biridir.

 

AB resmi kalkınma yardımı ve EAGÜlerin borçlarının hafifletilmesi konusunda da ciddi ilerleme kaydetmiş, 2010 yılında bugüne kadarki en yüksek yardım oranına ulaşmıştır. Bunun yanında yardımların etkinliğinin arttırılması ve kalkınma politikalarının uyumlaştırılmasıyla ilgili ciddi adımlar atmış bulunuyoruz. Ayrıca, kayda değer bir gelir yaratma potansiyeline sahip, yenilikçi finansman mekanizmalarının fizibilitesini değerlendirme çalışmalarını yürütüyoruz. AB’nin kalkınmakta olan ülkelere yönelik politikalarının çerçevesini oluşturan Gıda Programı, MKH ve Vulnerability FLEX gibi son yıllarda başlattığı girişimlerin hepsi, gıda güvenliği ya da mali krizin olumsuz etkilerinden muzdarip en yoksul ve en hassas durumdaki ülkeleri hedeflemektedir. Bu ülkelerin çoğu EAGÜ'lerdir.

 

İşte bu nedenle AB, 2015 itibariyle yardım harcamalarının gayrı safi milli gelirin %7'sine ulaştırılması yönündeki kararlılığını sürdürmektedir. Şundan eminim ki mali krize rağmen AB Üyesi Devletler, verdikleri sözlerin arkasında duracaklardır. Bunun yanında AB, yine resmi kalkınma yardımı taahhüdü kapsamında, Birlik olarak gayrı safi milli gelirin %0.15 ila %0.20’sinin EAGÜ'ye aktarılması ve toplam yardım artışının asgari %50'sinin Afrika'ya yöneltilmesi konusundaki kararlılığını korumaktadır. İşte bu nedenle AB, tüm EAGÜleri kapsayan, sürdürülebilir kalkınma desteğini idame ettirme kararlılığında olup diğer donörleri ve kalkınma ortaklarını da bu taahhütleri ve hedefleri benimsemeye çağırır. AB'nin %56'lık küresel yardım payı, Birliğin dünya ekonomisindeki %20'lik payını büyük oranda geride bırakmaktadır. Bu nedenle gelişmekte olan ekonomiler de dâhil olmak üzere tüm ülkeleri, EAGÜlere yönelik destekte üzerlerine düşen katkıyı sağlamaya çağırıyoruz.

 

Hanımefendiler, Beyefendiler,

 

Uluslararası kalkınmanın görünümü değişiyor. Dolayısıyla AB, kendi kalkınma politikasını 21. yüzyılın gereksinimlerine uygun hale getirmek için çalışıyor. Kısıtlı kaynakları en iyi şekilde kullanmak, kalkınma politikamızın etkisini arttırmak istiyoruz.

 

Bununla birlikte AB, bir yandan ortağı olan ülkelerin geleceğine yatırım yapmak üzere yenilikçi yollar ararken diğer taraftan da kalkınma gündemiyle ilgili olarak, gelişmekte olan donör ülkeler, özel sektör, sivil toplum ve yerel otoritelerle birlikte çalışmanın yollarını araştırıyor. Birlik yardımlarını azami etkinin yaratılabileceği alanlara yoğunlaştırma imkanlarını değerlendirirken, bu desteğin en anlamlı olacağı alana yönlendirilmesi amacıyla tüm ortaklarıyla birlikte çalışıyor. Bu çabalar özellikle EAGÜlere fayda sağlayacaktır.

 

EAGÜ-IV'ün başarıya ulaştırılması ve yoksulluğun biran önce ortadan kaldırılması konusunda kararlı olan AB, toplantının küresel gelişmeleri ve yardım mimarisindeki değişimi de hassasiyetle dikkate alarak küresel ortaklığa dayalı, olumlu ve iddialı sonuçlar doğurmasını desteklemektedir.

 

Bu kapsamda dengeli ve eylem-odaklı İstanbul programına yönelik sağlanan olağanüstü ilerlemeler bizleri yüreklendiriyor. Tüm ortakları müzakereleri yapıcı, gerçekçi ve pragmatik bir ruhla, hızla tamamlamaları yönünde teşvik ediyoruz.

 

İstanbul Eylem Programını başarıya ulaştırmaya kararlıyız; böylelikle, bundan on yıl sonra yine bu konuyla ilgili olarak bir araya geldiğimizde, çok daha az sayıda ülke 'az gelişmiş' ülke olarak vasıflandırılacaktır.

 

Şundan çok eminim ki siyasi liderler olarak bizler, halkları yoksulluktan kurtarma becerimizle değerlendirileceğiz. İşte bu, 21. yüzyılın başında insanlığın önünde yatan en büyük zorluk. Ve biz bu zorluğa gereken cevabı vermeliyiz. İşte bu yüzden hemen şimdi harekete geçmeliyiz.

 

Teşekkürler.