İnsan ticaretiyle ilgili yayımlanan ilk ilerleme raporunun sunulması münasebetiyle Komisyon Üyesi Avramopoulos ve AB insan kaçakçılığıyla mücadele koordinatörü Myria Vassiliadou tarafından yapılan açıklamalar
Avrupa Komisyonu - Konuşma
Brüksel, 19 Mayıs 2016
Komisyon Üyesi Avramopoulos
Değerli dinleyiciler,
Temel hakların ciddi bir ihlali niteliği taşıyan insan ticareti konusunda kaydedilen ilerlemeleri ele alan ilk Raporumuzu sunmak üzere bugün burada, insan kaçakçılığıyla mücadele koordinatörümüz Myria Vassiliadou ile birlikte sizlerin karşısında olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Günümüz Avrupası’nda kadınların, erkeklerin, kız ve erkek çocuklarının tıpkı birer malmış gibi alınıp satılmasını ve istismar edilmesini Avrupalılar olarak kabul edemeyiz.
Ve gerçekten de bunu kabul etmeyeceğiz.
İnsan ticareti alçakça bir suçtur; çok ciddi nitelik arz eden ve ‘çok kârlı’ cezai bir eylemdir. Bununla birlikte göçmen kaçakçılığı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu kaçakçılığı, organize suç ve hatta terör alanında etkilere bile yol açmaktadır.
Bu noktada hemen vurgulamak isterim ki bu alandaki çalışmalarımıza daha yeni başlıyor değiliz.
Bu konuyla ilgili olarak yıllardır kuvvetli bir siyasi irade sergiledik;
- AB insan ticaretiyle mücadele Direktifi ve
- İnsan ticaretinin ortadan kaldırılması doğrultusunda AB Stratejisi yoluyla kapsamlı ve dinamik bir yasal ve politik çerçeve geliştirdik.
Bugün Avrupa Komisyonu, dönüm noktası niteliğinde bir rapor yayımlıyor. Kaydedilen ilerlemeleri değerlendirip sarf edilen çabaları takdir ederek ihtiyaçları ve daha fazla iyileştirilmeye gereksinim duyulan alanları tespit ettik.
Temel amacı insan ticareti kurbanlarına destek vermek olan bu rapor, bir hesap verebilirlik uygulaması olup aynı zamanda da ortak bir çabanın eseridir.
Bu rapor, gerçek insanların hayatları hakkındadır. Bu rapor, 2013-2014 yıllarında AB genelinde insan ticaretinin kurbanı olarak kayıtlara geçen en az 15,846 insanla ilgili bir rapordur.
Ne var ki gerçekçi olmak istiyorum; bu itibarla da üzülerek ifade etmek isterim ki kurbanların sayısının resmi rakamların çok daha ötesinde olduğuna inanmamıza sebep veren ciddi gerekçeler de bulunmaktadır.
Kayıtlara geçen rakamlara baktığımızda kurbanların %65’inin başta Bulgar, Macar, Hollandalı, Polonyalı ve Romen olmak üzere AB vatandaşları olduğunu görüyoruz.
İlerleme raporundaki bulgulara göre bu alanda daha fazla sayıda insan kırılgan hale gelirken, daha da vicdansız hâl alan insan ticareti suç ağları ise muazzam gelirler elde etmektedir. Bu gidişata derhal bir son verilmelidir.
Sınır aşan suçlar birbiriyle daha da bağlantılı bir hal almıştır. Açık olan bir şey var ki o da hiçbir ülkenin, bu sınamaları tek başına göğüsleyemeyeceğidir. Bu itibarla ortak çabaya gereksinimimiz var; bu suçluları zamanında durdurmak için birlikte çalışmalıyız.
Bu hususu bundan bir yıl kadar önce, Avrupa Güvenlik Gündeminde de vurgulamıştık. AB’nin insan kaçakçılığıyla mücadele alanındaki iddialı yasal çerçevesini tam anlamıyla uygulamaları için üye devletleri desteklemeye devam edeceğiz.
Vereceğimiz tepkinin kapsamlı olması gerekiyor: yalnızca insanların kırılganlıklarına eğilmek ve kurbanlara hak sahipleri olarak muamele edilmesini sağlamak yeterli değil; bununla birlikte, insan tacirlerine darbe vurduğumuzdan da emin olmamız gerekiyor.
Bunun için de bu tacirlerin elde ettikleri gelirleri hedef almalı ve her türlü istismar için insan ticaretini körükleyen talebi azaltmalıyız.
Kurbanların değil; onları istismar edenlerin; onları kötüye kullananların mücrimleştirilmesini sağlamalıyız.
Herşeyden önce paranın ve bu çok kârlı; ne var ki, düşük risk taşıyan suçtan fayda sağlayan faillerinin izini sürmeye devam etmeliyiz. Sorumluları adalete teslim ederek gereken cezaları almalarını sağlamalıyız.
İnsan ticareti modern bir trend değildir ve toplumlarımızın geriye gitmesine izin vermemeliyiz. Bu olgu şu an yaşadığımız göç bağlamın öncesinde de varolan bir olguydu.
Ve bu hepimizin ortak bir sorumluluğudur.
Her tür istismara el atmalı ve en kırılgan durumdakileri korumalıyız; bunu yaparken de hukukumuz ve politikalarımız doğrultusunda, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çocuk-odaklı yaklaşımımızı da korumalıyız.
Doğru ve uygun mekanizmaları oluşturarak, her türlü kurbanın erken tespitine odaklanmalıyız.
Son olarak ve bir o kadar önemli olan diğer husus ise insan ticaretinin meydana gelmesini önlememiz gerektiği konusudur.
Her türlü istismara kapıları açan bu konu aynı zamanda da ilk olarak ele almamız gereken konudur.
Değerli dostlar,
İnsan ticaretiyle mücadele konusunda şahsen duyduğum kararlılığı sizlerle paylaşmak isterim. İnsan ticaretinin ortadan kaldırılmasını amaçlayan iddialı politika çerçevemizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Şimdi, raporun içeriğine dair detayları paylaşmak üzere sözü Koordinatörümüz Myria Vassiliadou'ya bırakıyorum.
Dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Myria Vassiliadou
Sayın Komisyon Üyesi bizlere bu denli güçlü bir siyasi mesaj verdiğiniz için çok teşekkür ederim.
İnsan ticaretiyle mücadelede bir dönüm noktası olan direktifin 2011'de kabul edilmesinden bu yana, AB'de insan ticaretiyle mücadele alanındaki başlıca eğilimler, atılan adımlar ve istatistiki veriler konusunda oldukça kapsamlı bir perspektif sunabilecek durumdayız.
Hadiseyi daha iyi anlamamızı sağlayan bu rapor, daha iyi bir politika oluşturabilmemizi sağlayacak en önemli temeldir. Ciddi bir temel hak ihlali teşkil eden bu suçun önlenmesi sürecinde net tavsiyeler ortaya koymamıza imkan vermektedir.
Bu çerçevede, değerli bilgi ve veriler sunarak bu Raporun hazırlanmasına katkıda bulunan, başta mevzuata göre kendi ulusal raporlarını benimle paylaşan Üye Devletler olmak üzere, tüm aktörlere minnettar olduğumu belirtmek isterim.
Ayrıca, raporun çok daha kapsamlı hal almasını sağlayan değerli katkılarından ötürü sayısız sivil toplum örgütüne de teşekkürlerimi sunarım.
Komisyon aynı zamanda, AB Kurumları, uluslararası örgütler ve insan ticaretiyle mücadele alanında çalışan diğer kuruluşların sağlamış olduğu değerli bilgileri de rapor hazırlanırken dikkate almıştır.
Peki bu raporda neler yer alıyor?
2013-2014 döneminde 15,846 insan ticareti mağduru kayıt altına alınmıştır. Bu rakamın %65'i AB vatandaşlarından oluşmaktadır. Bunların en az % 15'i çocuk ve %76'sı kadındır.
Bu istatistikler önceki Eurostat ve diğer kuruluşların verileriyle tutarlıdır. AB'deki insan ticareti mağdurlarının güncel sayısının çok daha yüksek olduğundan endişe etmekteyiz.
Bazıları bunun yalnızca buzdağının görünün kısmı olduğu görüşündedir.
Cinsel istismar amaçlı insan ticareti halen AB'de en yaygın (kayıtlı mağdurların %67'si) insan ticareti şekli olarak ortaya çıkmaktadır zira mağdurların %95'i kadın ve çocuklardır.
Kayıtlı mağdurların %21'i işgücü istismarı amaçlı insan ticaretine maruz kalmaktadır.
Kalan %12'lik kesim diğer istismar türlerinin mağdurlarından oluşmaktadır. Üye Devletler 'den alınan bilgilere göre, zorla dilendirme, suça zorlanma, zorla evlendirme, sahte evlilik, organ ticareti, bebek ve çocukların evlat edindirilmesi amaçlı insan ticareti, yeni doğan bebeklerini satma amaçlı hamile kadınların ticareti, marihuana üretimi amaçlı ticaret ve uyuşturucu kaçakçılığı ya da satışı amacıyla insan ticareti bu türler arasındadır.
Üye Devletler 'in verdiği bilgilere göre AB'de en hızlı artan eğilimlerden bir tanesi 2013-2014 yılları arasında yaklaşık 2,500 çocuk mağdur ile çocuk ticaretidir.
Kayıtlı mağdurların hangi AB ülkesi vatandaşı olduklarını Komisyon Üyesi açıkladı ancak ya AB dışındaki ülkelerin vatandaşları?
AB dışındaki ülke vatandaşlarına baktığımızda Nijerya, Çin, Arnavutluk, Vietnam ve Fas ilk beş sırada yer almaktadır.
Rapor ayrıca insan ticaretinin genellikle organize suçla bağlantılı olduğunu ve bununla etkin şekilde mücadele edilmesi için yeterli soruşturma ve yargı araçlarının gerekli olduğunu teyit etmektedir.
Raporda insan tüccarlarının hukukun üstünlüğünden kaçmak, yeni mağdur bulmak ve karlarını azami düzeye çıkarmak için yeni teknolojilere başvurduklarını belirtiyoruz.
Suç şebekelerinin mevcut göç krizini istismar ettikleri ve bilhassa kadınlar ve çocuklar olmak üzere, en kırılgan grupları hedef aldıkları yönünde son derece kaygı verici bir eğilim gözlemliyoruz. Bu kişiler netice itibariyle AB'de insan tüccarlarının eline düşmektedir.
Libya'dan gelen mağdur sayısında da bir artış görüyoruz, ayrıca ekonomik krizin talebi etkileyerek her türlü sömürüyü beslediğine dair duyumlar alıyoruz.
Ana eğilimleri analiz ettikten sonra Rapor, Üye Devletlerin "üç P'nin" uygulanması sürecinde kaydettikleri ilerlemeyi inceliyor: bunlar hukuki çerçeve ile politika çerçevesini yansıtan kovuşturma (prosecution), koruma (protection) ve önlemedir (prevention).
İlerlemeye ilişkin bu analiz, Üye Devletlerin insan ticareti ile mücadelede son yıllarda sarf ettikleri pek çok çabayı ortaya koymaktadır.
Aynı zamanda, farklı politika alanlarında etkin tedbirlerin geliştirilmesi ve uygulanması noktasında halen pek çok eksiklik olduğunu da net olarak ortaya koymaktadır.
Örneğin, kovuşturma ve mahkûmiyet düzeyi bilhassa tespit edilen mağdur sayısı ile mukayese edildiğinde endişe verici düzeyde düşüktür.
Önemli bir araç olan mali soruşturma sistematik olmaktan ziyade, genellikle olay bazında kullanılmaktadır.
Pek çok insan ticareti mağduru halen tespit edilememekte, dolayısıyla da haklarından faydalanamamaktadır.
Mağdurların koşulsuz olarak yardım, destek ve korumaya erişimlerinin sağlanması halen çoğu Üye Devlet için bir zorluk olmaya devam etmektedir.
Son olarak, her türlü sömürüyü besleyen talebi azaltmaya yönelik tedbirler dâhil, suçun başta işlenmesinin önüne geçmeye yönelik tedbirler henüz etkili olmamıştır.
İnsan ticareti mağdurlarının hizmetlerinden istifade etmeye gelecek olursak, Üye Devletlerin sadece yarısından biraz fazlası bunu suç addetmektedir. Bir başka deyişle, insan ticareti mağdurlarının hizmetlerinden faydalanıp suçlu muamelesi görmeyebilirsiniz.
Ancak aynı zamanda ilerleme kaydedildiğine de tanık oluyoruz; Üye Devletler mağdurların haklarına erişimini sağlama noktasında ilerleme kaydediyor; hem Avrupa düzeyinde hem de ulusal ve yerel düzeyde, hükümet yetkilileri ve sivil toplum kanadında daha çok işbirliği görüyoruz; daha fazla ortak soruşturma ekibi oluşturuluyor ve mevzuat alanındaki boşluklar dolduruluyor.
Bununla birlikte önümüzde daha aşılmayı bekleyen pek çok zorluk bulunuyor. Ancak doğru temeli ve onlarla baş etmek için doğru araçları tesis etmiş bulunuyoruz.
2011'de kabul edilen AB İnsan Ticareti ile Mücadele Direktifi, insan ticareti ile ceza hukukundan önleyici tedbirlere uzanan çok çeşitli araçlarla mücadele etme gereksinimine dair farkındalığı net olarak önemli ölçüde arttırmıştır.
Artık Üye Devletlerin, Direktifi etkin ve eksiksiz bir şekilde uygulama ve yükümlülüklerini yerine getirme çabalarını arttırma zamanı gelmiştir.
Ancak, müsaadenizle son bir açıklamada bulunmak istiyorum. Kanaatimce bu husus aciliyet arz ediyor, zira bizler bu basın toplantısını düzenlerken AB'de en az on binlerce insan korkunç koşullarda yaşıyor. Komisyon Üyesinin de belirttiği üzere, bu insanlar eşya gibi alınıp satılıyor, bu kadar basit! Bu insanlar kar için suçlular tarafından ve onların hizmetlerinden istifade eden alıcılar tarafından acımasızca sömürülüyorlar.
Komisyon ve AB'nin İnsan Ticareti ile Mücadele koordinatörü vasfıyla ben, Avrupa'da insan ticaretini ortadan kaldırma konusundaki ortak nihai hedefimizi gerçekleştirmeye yönelik çabalarında Üye Devletlere destek olmaya devam edeceğiz.
SPEECH/16/1849
|
Genel kamuoyu soruları için: Europe Direct telefonla 00 800 67 89 10 11 ya da eposta ile. |