NATO Zirvesi Savunma Sanayii Forumu kapsamında düzenlenen panelde Komisyon Başkanı von der Leyen tarafından yapılan açıklamalar
Soru: Başkan von der Leyen, savunma sanayiinin hem NATO'da hem de Avrupa Birliği'nde hepimiz için bu kadar önemli bir hâl aldığı bu yeni ortamı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Başkan von der Leyen: Öncelikle, bizi burada ağırladığınız için çok teşekkürler. Bu gerçekten de Avrupa Birliği ve NATO’nun ne kadar yakın çalıştığını göstermemiz için harika bir fırsat. Bugün şöyle düşündüm: Bunun nedenlerinden biri, sevgili dostum Mark, ikimizin de her iki tarafta da deneyim sahibi olmamız… Mark 14 yıl başbakanlık yaptı; bu yüzden Avrupa [Birliği] Konseyi'nde de yer aldı. Ben de beş yıl Savunma Bakanlığı görevini yürüttüm ve bu görev nedeniyle NATO'da da temsil görevim vardı. Şimdi tam tersi oldu. Bu nedenle, Avrupa Birliği ve NATO arasında yakın iş birliğinin ne kadar önemli olduğunu ikimiz de biliyoruz.
İkinci olarak, bizden önceki paneli dinledim. [Her şey] çok net: Avrupa Birliği'nin tüm üye ülkelerde ve müttefiklerde, tek bir [askeri] kuvvet bütünü bulunuyor. Bu yüzden bu kuvvetler ya NATO misyonlarına, ya AB misyonlarına veya BM misyonlarına ya da istekli [taraflardan] oluşan koalisyonlarda görev üstleniyor. Ancak bunu mümkün kılabilmek için “birlikte çalışabilir” olmamız gerekiyor. Ve elbette, bu jeostratejik ve jeopolitik ortamda, savunma yatırımlarında büyük bir artışa ihtiyacımız var. Avrupa Birliği bu hususta gerçekten de büyük ölçüde hızlanıyor. 2030 yılına kadar 800 milyar avroya varan [bir kaynağı] seferber eden “ReArm Europe” isimli bir programımız var. Bu kapsamda ortak satın almalar için 150 milyar avroluk bir “SAFE” programımız yer alıyor. Unutmadan şunu da eklemeliyim ki bir sonraki uzun vadeli bütçede askeri kabiliyetler için 131 milyar avro ve buna ek olarak, askeri hareketlilik için 17 milyar avroluk [bir kaynak] ayrılacak; bütün bunlar caddeler, köprüler, limanlar, havaalanları vb. için de son derece önemlidir; Avrupa tarafında da altyapının olması gerekiyor… “SAFE” programıyla ilgili olarak da az önce de ifade ettiğim gibi, ortak satın almalar bizim için çok önemlidir. İşte bu noktada iyi haberlerimiz var: Şu anda 100 milyar avro değerinde 10 anlaşmamız var. “SAFE” programı tasarımı gereği, ortaklara ve diğer ülkelere de açık… Maliyet bileşenlerinin %35'i Avrupa Birliği dışına çıkabilir. Ama tabii ki %65'i Avrupa Birliği içinden olmak zorunda. Ve işte konu da bu: savunma sanayii tabanını bu şekilde güçlendiriyoruz. Çünkü vergi mükelleflerinin ödediği parayla, elbette bir yatırım getirisi olsun istiyoruz; Avrupa'da iyi iş imkânları olsun istiyoruz; Avrupa'da AR&GE çalışmaları istiyoruz. Bu nedenle bu konu bizim için önemli.
Bu konuda son olarak söylemek istediğim, Avrupa Birliği dışındaki ülkeler için kapıyı %35'ten fazla aralama imkânı var. Bir ülke AB ile bir güvenlik ve savunma anlaşması imzalamışsa, o ülke ortak satın almalara da katılabilir. Kanada bunu yapan ilk ülke oldu. Yani bu olasılıklar da var ve geniş bir yatırım yelpazesi görüyorsunuz.
Soru: Seyirciler arasında Türk katılımcılarımız olduğuna göre, AB üyesi olmayan müttefiklerin katılımını nasıl görüyorsunuz? Kanada'dan bahsettiniz; ama, Türkiye de dâhil başka ülkeler de var. Türkiye'yi bu tür projelere doğru bir şekilde dâhil etmenin yolu nedir? Bu konuya değinebilirseniz, eminim cevabınız oldukça ilgi çekecektir.
Başkan von der Leyen: Türkiye, NATO içindeki en büyük silahlı kuvvetlerden biri… İttifak açısından çok büyük bir öneme sahip ve İttifak içinde ve Avrupa Birliği’yle ilişkilerde, her zaman önemli bir rol oynadı. Ve az önce de dediğim gibi, sadece “SAFE” programına bakarsanız, 150 milyar avro: bunun %35'ine varan oranlar [hesaplandığında] bu çok büyük bir rakam. Bu, Türkiye gibi AB dışındaki ülkelerle çalışmaya açık [bir program]. “2030'a kadar 800 milyar avro” konusuna gelince, eksikliklerin giderilmesi için savunma alanında hangi yatırımlara nasıl tahsisatlar yapılacağı hususu, Üye Devletlerin kendi verecekleri bir karardır. Bu nedenle, birbirimizle çok yakın bir iş birliği yapmak için geniş bir fırsatlar yelpazesi var. Bizim için NATO hedefleriyle tamamen uyumlu olmak çok önemli; çünkü dediğim gibi, tek bir [askeri] kuvvet bütünü [söz konusu]; eksikliklerin nerede olduğunu biliyoruz; bu eksiklikleri gidermek için de çok yakın çalışmak zorundayız. Bu nedenle, örneğin, NATO Savunma Planlama Süreci (NDPP), eksiklikleri uygun maliyetli bir şekilde gidermemiz açısından bizim için çok önemlidir.
Ama bir hususu daha eklemek istiyorum: Ukrayna ile de çok yakın çalışmak istiyoruz. Bizden önceki panel, Ukrayna'nın sahip olduğu olağanüstü yenilikçi gücü anlattı. Ve bunu kullanmak zorundayız. Çünkü savunma kapasitemizi hızlı, makul bir maliyetle ve akıllı bir şekilde artırmamız gerekiyor. Ve Ukrayna, son yıllarda savaşın yarattığı muazzam baskı altında tüm bunları kanıtladı. İşte Avrupa Birliği'nin, Ukrayna sanayii tabanı ile doğrudan temas kurmak için ilk kez Kiev'de bir İnovasyon Ofisi açmasının nedeni de budur. İkincisi, şirketlerimizi Ukraynalı şirketlerle ortak teşebbüsler kurmaları için teşvik ediyoruz. Üçüncü olarak savunma sanayi tabanımızda en son teknoloji ürünlerinin üretimini nasıl artırabileceğimizi görmek amacıyla Avrupa Birliği olarak Ukrayna’yla birlikte daha uzun vadeli bir ortaklık üzerinde çalışıyoruz. Ukrayna'dan çok şey öğrenebiliriz ve öğrenmemiz gereken çok şey var. Çünkü Ukrayna, sadece son derece yenilikçi değil; aynı zamanda savaş alanında da deneyimli. Yani tüm bu tablo, NATO ile birlikte ne kadar hızlandığımızı gösteriyor; çünkü aynı çıkarları ve aynı değerleri paylaşıyoruz.
Soru: Talihsiz kırılmayla birlikte genel bir jeopolitik dönüşüm söz konusu… Bu durum, aynı zamanda bir zihniyet dönüşümünü de gerekli kılıyor. Daha önce birçok kişinin değindiği gibi, yine bu durum belki de hükümetleri tek paydaş olarak görmeyi bir tarafa bırakıp sanayi de dâhil olmak üzere başka [oyuncuların] katkılarının bir araya getirilmesini de gerektiriyor. Bu yüzden daha çok tümüyle-hükümet yaklaşımından bahsederdik. Belki dayanıklılık konusu üzerine, biraz da ‘toplumun bütünü’ yaklaşımından bahsedebilirsiniz.
Başkan von der Leyen: ‘Toplumun bütünü’ yaklaşımı çok önemli… Çünkü dışarıda sadece konvansiyonel --ya da askeri diyelim-- askerî tehditleri görmüyoruz; bunlarla birlikte toplumu hedef alan ve hepimize acı veren, tüm melez saldırıları görüyoruz. Örneğin bilgiye yönelik olarak, büyük ölçüde internet tabanlı olarak yapılan, yabancı müdahale ve manipülasyon konusunu ele alırsak, bunlar toplumun kırılganlıklarını hedef alan ve karşısında dayanıklık geliştirmemiz gereken büyük birer meseledir. Yanlış bilgilerin yayılmasını önlemek ve insanların fikirlerini doğru ve gerçek bilgiye dayalı olarak oluşturarak ikna edilmesi amacıyla, yoğun bir şekilde bu konular üzerinde çalışıyoruz. Internet tabanlı tartışmalarda, gerçeğin ne olduğu konusunda net olmamız gerekiyor: doğrular ve gerçek rakamlar hangileridir? Ve bu konudaki savaşları kazanabilirsiniz. Farklı senaryolarda, insanların gerçekten ikna olabileceğini gördük. Avrupa vatandaşlarının görüşlerini ölçen Eurobarometer'e bakarsanız, yurttaşlar çok net bir şekilde en büyük endişelerinden birinin güvenlik ve dayanıklılık olduğunu ifade ediyorlar. Avrupalılar demokrasimizi savunmanın, değerlerimizi savunmanın, özgürlük ve barış için ayağa kalkmanın ne kadar önemli olduğunu anladı. Yani bütün bu ‘toplumun bütünü’ yaklaşımı, başarılı olmak için bir ön koşuldur.