AB-Türkiye Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog toplantısının ardından Komisyon Üyesi Dombrovskis tarafından yapılan açıklama

02.07.2026
İstanbul
Basın ve İletişim Ekibi

Herkese iyi günler.

Bugün mevkidaşım Bakan Şimşek ile AB-Türkiye Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog toplantısı için İstanbul’da bulunmaktan memnuniyet duyuyorum.

Bu forum, AB liderlerinin 2024 yılında onayladığı AB-Türkiye gündeminin canlandırılması amaçlı çalışmaların bir parçası olarak geçen yıl yeniden başlatıldı.

Doğu ile Batı arasında asırlardır köprü görevi gören bir şehirde bir araya gelmemiz son derece anlamlı. Tıpkı bugün ekonomik ortaklığımızın, karşılıklı büyüme ve ortak refah hedefi doğrultusunda ekonomilerimizi bir köprü gibi birbirine bağlamayı amaçladığı gibi…

AB-Türkiye ilişkisi, ticaret ve yatırımdan ekonomik güvenlik ve savunmaya kadar uzanan pek çok politika alanında stratejik önem taşıyan bir ilişki…

Türkiye, AB’ye aday bir ülke, NATO müttefiki ve güvenlik ve istikrar açısından kilit önemde bir bölgesel aktördür.

Giderek daha zorlaşan ve ayrışmaların arttığı bir dünyada hem komşu hem de ortağız.

Bu husus, güçlü ve güvene dayalı ortaklıklar kurmak ve bu ortaklıkları sürdürmek bağlamında özellikle önem kazanmaktadır.

AB, Türkiye ile olan ekonomik bağlarını ve işbirliğini daha da güçlendirme konusunda [Türkiye ile] ortak bir çıkara sahiptir.

Bugünkü diyalog toplantısının konusu da işte bu konuydu.

Rakamlar, ekonomik ilişkimizin derinliğini açıkça ortaya koymaktadır.

AB-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki ikili ticaret, 2025 yılında 217 milyar avronun üzerine çıkarak rekor seviyeye ulaşmış; Türkiye, AB’nin en büyük beşinci ticaret ortağı konumunu korumuştur.

Dolayısıyla ekonomik bağlarımızı güçlendirmeye çalışırken adımlarımızı sağlam temeller üzerine inşa ediyoruz.

Bugün birçok konuyu ele aldık.

Bu çalkantılı dönemde büyük ölçüde belirsizliğini koruyan ekonomik duruma ilişkin karşılıklı değerlendirmelerimizi paylaştık.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü acımasız savaş ve Orta Doğu’daki çatışma, kırılganlıklarımızı ve tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksamalara ilişkin yüksek riski ortaya koydu.

Bu gelişmeler, rekabet gücümüzü ve dayanıklılığımızı artırmanın aciliyetini de vurguladı.

Ben de Avrupa Birliği’nin rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmaları hakkında Bakan Şimşek’e bilgi verdim.

Bu çalışmalar, ticaret ağımızı güçlendirmeye ve çeşitlendirmeye, işletmelerimizin üzerindeki bürokrasiyi azaltmaya ve AB Tek Pazarı’nda kalan engelleri ortadan kaldırmaya yönelik girişimleri içermektedir.

Bu çabalar uzun vadeli refahımızı, güvenliğimizi ve dayanıklılığımızı güvence altına alma stratejimizin merkezinde yer almaktadır.

Hem AB’nin hem de Türkiye’nin, ekonomik rekabet gücünü ve dayanıklılığı artırmaya yönelik karşılıklı çabalardan fayda sağlayacağı açıktır.

Özellikle her iki ekonomi için kritik önemdeki sektörlerde yeni iş birliği fırsatları aramak ortak çıkarımızadır.

Keşfedilmeyi bekleyen çok büyük bir potansiyel bulunmaktadır.

Bu bağlamda, Türkiye’nin Tek Avro Ödeme Alanı’na (SEPA) katılma yönündeki ilgisini resmen ifade etmesini memnuniyetle karşılıyorum.

Bugünkü diyalog toplantısı, ortak politika hedeflerimizi somut yatırımlara dönüştürmede uluslararası finans kuruluşlarının oynayabileceği önemli rolün de altını çizmiştir. 

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Avrupa Yatırım Bankası Grubu ve Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası temsilcileri de toplantımıza katılmıştır.

Avrupa Yatırım Bankası’nın temiz enerji ve enerji verimliliğine yönelik yatırım projelerine verdiği destek aracılığıyla kısa süre önce Türkiye’de yeniden faaliyete geçmiş olmasından özellikle memnuniyet duyuyorum.

Türkiye geçen yıl yapılan 2,7 milyar avronun üzerindeki yatırımla, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın faaliyet gösterdiği en büyük ülkelerden biri olmaya devam ediyor.

Uluslararası finans kuruluşları, birlikte çalıştıklarında ve birbirlerini tamamladıklarında, bir ülkenin yatırım ihtiyaçlarına daha verimli şekilde yanıt verebilir.

Ulaştırma, enerji ve dijital altyapı gibi alanlarda yatırım gerektiren Bağlantısallık Gündemimizi, uluslararası finans kuruluşlarının önemli rol oynayabileceği, büyük potansiyele sahip bir alan olarak görüyoruz.

Örneğin İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi (INRAIL) projesi, Karadeniz Bölgesi ve Güney Kafkasya genelinde kritik lojistik merkezleri güçlendirecek büyük bir altyapı girişimidir.

Bu proje, kalkınma bankaları arasında muazzam bir koordinasyonu gerektirmekte ve tamamlayıcılığın başlıca örneklerinden birini oluşturmaktadır.

Uluslararası finans kuruluşlarının dahil olduğu somut bir gelişmeyi de vurgulamak isterim:

Avrupa Komisyonu ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası bugün, Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu’nun kurulmasını desteklemek üzere 5,7 milyon avroya kadar [finansman sağlayabilecek] bir anlaşmayı değerlendirme yönündeki ilgilerini ortaya koymuştur.

Bu platform, yenilikçiliği ve teknolojik gelişimi teşvik ederek sanayinin sürdürülebilir ekonomik büyüme doğrultusunda dönüşümünü destekleyecek ve AB müktesebatı ve dijitalleşme gündemiyle uyumu arttıracaktır. 

Son olarak, gerçek bir ortaklık, samimi görüş alışverişine açık olmalıdır.

AB’nin demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün korunması ve geliştirilmesine verdiği önemi ifade ettim.

Bu değerler yalnızca Avrupa'nın temel değerleri olmakla kalmayıp yatırımcı güvenini ve makroekonomik istikrarı güçlendirmek açısından da hayati önem taşıyan değerlerdir. 

Sonuç olarak şunu söylemek isterim: düzenli ve açık bir diyaloğa bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.

İşbirliğinin ve temasların sürdürülmesinin her iki taraf açısından da kalıcı faydalar sağlayacağına inanıyorum.

Bu anlayışla, bu yılki Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog toplantısına ev sahipliği yaptıkları için Bakan Şimşek’e ve Türk makamlarına içten teşekkürlerimi sunmak isterim.

Bir sonraki toplantıda sizleri Brüksel’de ağırlamayı dört gözle bekliyorum.

Teşekkür ederim.